Sakarya’nın Erenler ilçesi Hacıoğlu Mahallesi’nde yaşanan ve tüm Türkiye’yi sarsan engelli çocuğun zincire bağlanması olayıyla ilgili mahalle muhtarı Hızır Kural, kamuoyuna önemli açıklamalarda bulundu. Olayın bir istismar değil, ailenin çaresizliğinden kaynaklanan bir güvenlik tedbiri olduğunu belirten Kural, ailenin zorlu yaşam koşullarına ve çocuğun özel durumuna dikkat çekti.
Geçtiğimiz günlerde bir evin bahçesinde zincire bağlı halde bulunan 11 yaşındaki zihinsel ve bedensel engelli çocuk, güvenlik güçleri ve sağlık ekiplerinin müdahalesiyle kurtarılarak devlet koruması altına alınmıştı. Bu durum, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve olayın detayları merak konusu olmuştu.
Olayın Perde Arkası: Muhtar Hızır Kural Konuştu
Erenler Hacıoğlu Mahallesi Muhtarı Hızır Kural, olayın medyaya yansımasının ardından bölge halkının ve ailenin durumunu yakından bilen biri olarak açıklamalarda bulundu. Kural’ın ifadeleri, yaşanan trajedinin derinliğini ve ailenin içinden geçtiği zorlukları gözler önüne serdi.
Ailenin Zorlu Yaşam Koşulları
Muhtar Kural, ailenin maddi durumunun son derece kötü olduğunu vurguladı. Baba Mustafa Bey’in inşaatlarda günübirlik çalıştığını, ancak iş bulmakta zorlandığını belirtti. Anne Emine Hanım’ın ise kalbinden rahatsız olduğunu ve kronik sağlık sorunları bulunduğunu aktardı. Ailenin üçü engelli olmak üzere toplam dört çocuğu olduğunu dile getiren Kural, “Babaları günübirlik inşaat işçisi, bulursa çalışıyor bulamazsa çalışmıyor. Maddi durumları çok zayıf. Anneleri kalbinden rahatsız, iki kalp krizi geçirmiş, rahatsızlıkları var. Üçü engelli dört çocukları var. Çok zor durumdalar” dedi.
Zincirleme Olayı İstismar Değil, Güvenlik Tedbiri
Engelli çocuğun zincire bağlanması olayının kesinlikle bir istismar olmadığını belirten Muhtar Kural, “Çocuk zihinsel engelli olduğu için sürekli evden kaçıyordu. Annesi kalbinden rahatsız, peşinden koşamıyor. Baba da işte olduğu için göz kulak olamıyor. Çocuk kaçtığında ana yola iniyordu ve kaza riskiyle karşı karşıya kalıyordu. Aile, çaresizlikten, çocuğun güvenliğini sağlamak amacıyla bu yönteme başvurmuş. Bize söyledikleri, ‘Muhtarım, başka çaremiz kalmadı, çocuğumuz kaçmasın, başına bir şey gelmesin diye bu şekilde önlem almak zorunda kaldık’ oldu” ifadelerini kullandı.
Kural, çocuğun kaçma eğiliminin çok yüksek olduğunu, daha önce de birçok kez evden uzaklaştığını ve aile ile mahallelinin sürekli onu aramaktan yorulduğunu anlattı. Özellikle anayolun yakınlığı, aileyi bu radikal kararı almaya iten temel faktörlerden biriydi.
Devlet Kurumlarının Bilgisi ve Yardımları
Muhtar Hızır Kural, ailenin ve çocuğun durumunun devlet kurumları tarafından bilindiğini de belirtti. “Sosyal Hizmetler daha önce bu aileyi ziyaret etti. Çocuğun bakımına yönelik bez, mama ve sandalye yardımları yapılıyordu. Biz muhtarlık olarak da elimizden gelen desteği sağlamaya çalışıyorduk” dedi. Kural, olayın kamuoyuna yansımasının ardından devletin derhal harekete geçtiğini ve çocuğun devlet koruması altına alındığını, bu durumun hem aile hem de çocuk için en iyi seçenek olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Ailenin Durumu ve Toplumsal Sorumluluk
Muhtar Kural, ailenin şu anda büyük bir üzüntü içinde olduğunu, ancak çocuğun iyiliği için bu karara saygı duyduklarını dile getirdi. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması için engelli ailelerine yönelik devlet desteklerinin artırılması gerektiğini vurgulayan Kural, “Bu aileler yalnız bırakılmamalı. Özellikle ağır engelli çocuğu olan ailelere daha fazla sosyal ve ekonomik destek sağlanmalı ki bu tür çaresizlikler yaşanmasın” çağrısında bulundu.
Engelli çocuğun devlet koruması altına alınmasıyla birlikte, hem çocuğun güvenli ve sağlıklı bir ortamda büyümesi hedefleniyor hem de ailenin üzerindeki ağır yükün bir nebze de olsa hafiflemesi amaçlanıyor. Bu olay, Türkiye’de engelli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı sorunlara bir kez daha dikkat çekmiş oldu.